Yayınlarımız

yayinlar

bultenlogo

image1

Bu hafta Şakran Kadın Kapalı Cezaevinden birçok kadının imzaladığı iki ayrı mektup aldık. “Görülmüştür” damgalı mektuplarda anlatılanları ve yardım çığlığını paylaşmak için burada bulunuyoruz.

30. Mart. 2017 tarihli, 34 kadının imzaladığı mektupta, cezaevindeki durum şöyle anlatılıyor:
“Bildiğiniz üzere “OHAL”le birlikte başlayan süreçten, yaşanan hak ihlallerinden cezaevleri de payını almaktadır.
Basın yayın kaynaklarından yararlanma hakkımız kısıtlanmak şöyle dursun tamamen engellenmektedir. Kitap, dergi gibi tüm araştırma inceleme yapabileceğimiz kaynaklar bizlere verilmemektedir. Bizler siyasi kadın tutuklular olarak araştırma, inceleme, okumayı seven insanlarız. Bu amaç uğruna burada bulunuyoruz. Bu hakkımızın elimizden alınması bizlere cezaevinde olmamıza rağmen ikinci bir ceza olarak uygulanmaktadır.”

30.Mart.2017 tarihli ikinci mektupta yazılanlar ise daha can yakıcı:
“Özellikle OHAL süreciyle beraber, günlük cezaevi yaşamındaki ayrıntılara ek yeni yasaklar, ayrıntıların çokluğu insanı şaşkına çeviren irili ufaklı hak ihlalleri gelişti: Görüş saatlerinin 45 dakikaya inmesi, aylık açık görüşlerin 2 ayda bire inmesi, çıplak arama uygulaması, benzer şekilde gelen görüşçülere de aşırı ince aramaların yapılmasıyla rencide edilmeleri, kimi yerlerde ayakta sayımın dayatılması, dışarıdan ders kitapları dışında hiçbir kitabın alınmaması, yasaklanması gibi…”

Mektupta yazılanların dışında; yayınladığımız derginin geri dönmesi, arkadaşlarımızın mektuplarının teslim edilmemesi bizim tanıklık ettiğimiz durumlar.
“Dünyada ve ülkemizde kadına yönelik uygulanan ekonomik, sosyal ve militarist politikalara karşı güçlü bir duruşu” ilke olarak kuruluş bildirgesine alan Kadın Yazarlar Derneği, düşünce ve ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ilkelerinin her geçen gün artan bir hızla yaşamımızdan silinmesine sessiz kalamazdı. En temel insan haklarından olan bilgiye ulaşma hakları ellerinden alınan, daha üç ay öncesinde ellerine ulaşabilen dergi ve mektuplara ulaşımları engellenen mahkûm kadınların çığlığını duymazdan gelemezdi.

Düşünce ve ifade özgürlüğü, kişisel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması demokrasinin temelidir. Cezaevlerinde tutuklu bulunanların can güvenliği, haber alma özgürlüğü, inceleme, araştırma, okuma ve yazma olanaklarının sağlanması en temel ilkemizdir. Bu hakların sağlanması hükümetin görevleri arasındadır.

Sıcak ve soğuk savaş dönemlerinde kadın bedenini yok etme üzerinden gücünü elinde tutan ve artıran siyasal iktidarların takipçisi olan AKP, ülkemizdeki tüm hak ihlallerine, can kayıplarına, cinayetlere olduğu gibi cezaevlerinden yükselen çığlıklara da yine kör, yine sağır kalma yolunu seçiyor ama nereye kadar?
Barış ve demokrasiye en çok gereksinimiz olan bu günlerde; kalemini barıştan, güzel bir gelecekten, kadından yana kullanan Kadın Yazarlar Derneği olarak;
Geçmişte yaşadığımız acıların tekrar etmemesi için yetkilileri, vicdanlı olmanın anlamına inanan, demokrasi ve insan haklarının tartışılmazlığını kabul eden tüm partileri, sendikaları, dernekleri, tek tek bireyleri; cezaevlerinden yükselen çığlığı duymaya, görmeye çağırıyoruz.

En temel insan hakları olan insanca iletişim ve bilgiye erişim hakkı, tüm mahkûmlara en kısa sürede geri verilmelidir.

Ve daha fazla ölüm acısı yaşanmaması, mahkûmların sağlık ve iyi şartlara kavuşmaları için uluslararası sözleşmeler zemininde, temel hak ve özgürlükleri esas alan diyalog yolları en kısa zamanda açılmalıdır.

Kadın tutsaklar yalnız değildir.

KADIN YAZARLAR DERNEĞİ